TOKAT - Şehrin yoğun iş temposundan yorulan Mehmet Olkun, baba ocağı Tokat'ın Niksar ilçesine dönerek kurduğu "Hanımköylü" markasıyla, bölgenin dünyaca ünlü coğrafi işaret tescilli asma yaprağını geleneksel yöntemlerle sofralara taşıyor.
Yıllarca şehirde yaşayan ve tüketim odaklı bir yaşamın yerine üretimi koymak isteyen Olkun, çocukluğunun geçtiği topraklara dönme kararı aldı.
Niksar'ın verimli topraklarında küçük bir bağ ile işe başlayan girişimci, kısa sürede geleneksel üretim modelini modern satış kanallarıyla birleştirerek Türkiye genelinde bir müşteri ağı oluşturdu.
- Geleneksel yöntemler teknolojiyle buluştu
Üretim sürecinde doğallıktan ödün vermediklerini belirten Mehmet Olkun, sabahın ilk ışıklarıyla başlayan hasat sürecini şu sözlerle anlattı:
"Amacımız sadece bir ürün satmak değil, geçmişten gelen o doğal üretim kültürünü yaşatmak. Bağlarımızda kimyasal ilaç kullanımından kaçınıyor, tamamen geleneksel gübreleme yöntemlerini tercih ediyoruz. Yapraklarımızı güneşin en yakıcı saatleri gelmeden, henüz tazeyken topluyoruz. Salamura sürecinde ise sadece kaya tuzu kullanıyor, hiçbir katkı maddesi eklemiyoruz."
- "Tüketmek kolaydı, biz üretmeyi seçtik"
Köye dönüş kararının sadece ticari bir girişim olmadığını, bir yaşam biçimi değişikliği olduğunu vurgulayan Olkun, şöyle devam etti:
"Şehirde her şeyin bir parçasıydık ama üretimden uzaktık. Şimdi ise emeğimizin karşılığını topraktan alıyoruz. İlk başladığımızda lojistik ve pazarlama konusunda zorluklar yaşadık ancak kaliteden ödün vermeyince talep kendiliğinden arttı. Bugün dijital mecralar sayesinde Niksar'ın o ince ve damarsız yaprağını Türkiye'nin dört bir yanındaki sofralara ulaştırabiliyoruz."
- Bölge ekonomisine katkı sağlıyor
Hanımköylü markasıyla yerel istihdama da katkı sunduklarını ifade eden Olkun, gelecek hedefleri arasında ürün çeşitliliğini artırmak ve Niksar yaprağının katma değerini yükseltmek olduğunu belirtti.
Girişimci, köye dönme hayali kuranlara ise "doğru planlama ve sabır" tavsiyesinde bulunarak, toprağa verilen emeğin karşılıksız kalmayacağını ifade etti.
Geleneksel lezzetleri koruyarak üretimini sürdüren tesis, bölgedeki diğer üreticiler için de örnek bir model teşkil ediyor.
- Şehirden toprağa, çocukluğuna uzanan bir karar
Market raflarında gördüğü ürünlerin çoğunun doğallıktan uzak, seri üretimin sıradan parçaları olduğuna dikkati çeken Olkun, "Oysa çocukluğumun geçtiği köyde, her şeyin bir emeği, bir hikayesi vardı. Bu düşünce, benim hayatımı değiştiren en önemli kararı almama neden oldu. Şehri geride bırakıp Tokat’ın verimli topraklarına, Niksar’a, çocukluğuma, doğallığa geri dönme kararı aldım" dedi.
- Hanımköylü: Sadece bir marka değil, bir hikaye
Hanımköylü, aslında bir ürün markasından çok daha fazlasını temsil ediyor. Bu isim, köye dönüşün, emeğin ve doğallığın simgesi haline geldi.
Mehmet Olkun, amacını, "Sadece yaprak satmak değil. İnsanlara gerçek, katkısız ve doğal bir ürün sunmak" sözleriyle ifade etti.
- Türkiye’nin her yerine ulaşan bir ürün oldu
Başlangıçta sadece çevreye satış yapılırken, zamanla talep artmaya başladı. Özellikle doğal ve katkısız ürün arayan tüketiciler, Hanımköylü yapraklarına büyük ilgi gösterdi.
Bugün artık ürünler Türkiye’nin dört bir yanına gönderiliyor. Online satış kanalları sayesinde, köyde üretilen bu doğal ürün şehirdeki sofralara ulaşıyor.
Sipariş vermek ve detaylı bilgi almak için:
https://www.hanimkoylu.net
- Asma yaprağının değeri yeniden anlaşılıyor
Eskiden sıradan bir ürün olarak görülen asma yaprağı, bugün doğru üretim ve doğru pazarlama ile değerli bir ürüne dönüşmüş durumda. Özellikle Erbaa ve Niksar yaprağı, ince yapısı ve lezzetiyle öne çıkıyor.
Hanımköylü de bu değeri koruyarak tüketiciye sunmayı başarıyor. Bu sayede hem üretici kazanıyor hem de tüketici kaliteli ürüne ulaşıyor.
Hanımköylü için hedefler sürüyor: Ürün çeşitliliğini artırmak, daha fazla insana ulaşmak ve markayı büyütmek.


Yorumlar
Kalan Karakter: